TUNALIM

03
Nis

ÇANAKKALE’NİN TARİHİ ve DOĞAL GÜZELLİKLERİ

1.Kuruluş
B İ G A
Bugün “BİGA” adı ile bilinen ilçe merkezimiz, eskiden de büyük bir yerleşim merkezi idi. Truva bölgesinde bulunan ilçemiz Yunanlılar tarafından “Pınar” anlamına gelen “PEGAİ” olarak adlandırılmıştır. Şehrimiz Çanakkale Orta ve Doğu Anadolu yolu üzerinde önemli bir uğrak yeri olduğu için M.Ö. 480 yılında Yunanlılara karşı harbe giden İran Kralı I. Serahas 334 yılında Anadolu’ya geçen Büyük iskender, 191 yılında aynı bölgeye gelen Roma orduları hep PEGAİ civarından geçmişlerdir. Yunan ve Roma Kaynaklarında bu konuda kayıtlar bulunmaktadır.

2.Bizanslılar Devri:

14. Yüzyıl başlarında Bizans İmparatoru II. Andronikos Paleolog Türklere karşı şehri korumak üzere bir nevi asker alan Katalanları bu bölgeye yerleştirmiştir. Bir süre sonra Bizans İmparatorunu dinleyemeyen Katalanlar bu bölgeye kendileri idare etmeye başlamışlardır.

3.Osmanlılar Devri:

Orhangazi, kentimiz ve çevresini fetih için Karaboğa adındaki kumandanını görevlendirmiştir. Bu kumandan 1364 yılında şehri alarak Osmanlı topraklarına katmıştır.

4.Milli Mücadele Dönemi:

Anadolu’nun her yanında olduğu gibi Biga’da da Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti, Balıkesir mıntıka kumandanı Kazım Bey’in (Kazım ÖZALP) emirleri ile 10 Eylül 1335 (Miladi 1919)’da aşağıda isimleri yazılı olan şahıslardan kurulmuştur. REİS : Müftü Hamdi Bey AZALAR : Hacı Şakir Efendi Mehmet Ağa, Hafız Abdullah Hüseyin Bey, Dızman Ahmet AĞA İzmir, Balıkesir, Bursa ve Biga yörelerinin Yunanlıların işgal ve idaresine geçtiğine dair Biga Yunan işgal kumandanı Kral Konstantin’den 1921 yılında bir ferman almış ve bu ferman şehrimizin eski belediye binasından (şimdiki kapalı çarşı)Yunan işgal kumandanı ve belediye reisi de bulunduğu halde belediye katibi Arap Zeki tarafından halka okunmuştur.

Biga, milli mücadele yıllarında Anzavur isyanı gibi bir çok kanlı olaylara sahne olmuş menfaat çeteleri türemiştir. (Nutuk Cilt-1, Sahife: 309,392,393,395)Bu çetelerden en meşhuru Karabasan çetesi idi.
Biga milli mücadele yıllarında bazen Anzavur kuvvetlerine, bazen de Milli Kuvvetlerin eline geçmiştir. Anzavur kuvvetleri kenti işgal ederken Edremit Kaymakamı Hamdi Bey’i, arkadaşı Kani Beyi, Jandarma Kumandanı İsmail Hakkı Bey’i ve birçok Jandarma erlerini şehit ederek girmişlerdir. Bu milli mücadele kahramanları bugün Namazgah mevkiindeki şehitlikte yatmaktadırlar.

5- Cumhuriyet Dönemi:

Osmanlı Devleti dönemlerinde Sancak Merkezliği yapan İlçemiz Cumhuriyetin ilanından sonra ilçe merkezi olmuş ve Çanakkale iline bağlanmıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında geniş bir idari alana sahip olan İlçemiz, kendisine bağlı bulunan Yenice Bucağının 1945, Çan Bucağının da 1949 yılında İlçe merkezine dönüşmesi ile bucak sayısı 7’ye, köy sayısı ise 110’a düşmüştür. Böylece bugünkü ilçe sınırları teşekkül etmiştir.
ÇANAKKALE
Doğu ile Batı kültür hazinelerinin kucaklaşarak, antik destanlarla beslenip gerçekliğe ulaştığı, tarihi mekan Troia Çanakkale il sınırlarında ve merkeze 30 km. mesafede, Tevfikiye ve Çıplak köyleri yakınında bulunmaktadır.

Coğrafi açıdan oldukça stratejik bir noktada bulunan Troia iki kıta arasında ticaret yollarının da buluştuğu önemli bir konuma sahiptir.

Troia Kralı Priamos’un oğlu Paris Tanrı Zeus tarafından Dünya’nın ilk güzellik yarışmasının yapıldığı İda Dağı’nda en güzeli seçmek üzere görevlendirilmiştir. Tanrıçalar Aphrotide, Hera ve Athena en güzele verilecek altın elma ödülüne sahip olma isteğiyle yarışmaktadırlar. Tanrıçaların hepsi Paris’e en güzel seçilmek için vaadde bulunurlar. Hera, Paris’e Asya ve Avrupa’nın krallığı’nı; Athena, Troya’lıları Akha’lar üzerine muzaffer etmeyi; Aphrodite zevce olarak dünyanın en güzel kadınını vaat eder. Paris bunun üzerine Aphrodite’i en güzel seçer ve bir zaman sonra Sparta,ya kralla görüşmek üzere elçi olarak gönderilir. Paris Sparta Kralı Menelaos’un eşi Helena’yı görür görmez aşık olur. Helena’da Paris’ten etkilenir. Paris ve Helena Troia’ya kaçarlar. Karısının zorla kaçırıldığını düşünen Menelaos, Helena’yı almak üzere büyük bir Akha ordusu ile Troia’ya doğru yola çıkar ve 10 yıl süren Troia savaşını başlatırlar.

Toplam 9 yerleşim evresinin tespit edildiği tarihi kentin 5000 yıl önce kurulduğu ve çeşitli uygarlıklar tarafından iskan edildiği görülmektedir.

Troia 1 Dönemi M.Ö. 3000 – 2500 yıllarına tarihlenmekte olup, Erken, Orta, Genç Troia 1 olarak değerlendirilmektedir. Döneme özgü balıksırtı şeklinde örülmüş duvarlar ve aletlerde bakır ve bronz kullanıldığı görülmektedir.

Troia 2 Dönemi, üst üste oluşan 7 kattan 3 ana evresi ile 2a, 2b, 2c,isimleri ile belirtilmektedir. Troia 2′de çark kullanımı başlamıştır. Altın, gümüş ve elektrondan yapılmış takılar, süs eşyaları, kap formları bulunmuştur.

Troia 3 Dönemi diğer dönemler kadar gelişme göstermemiştir.

Troia 4 Dönemi ve 5 Dönemleri M.Ö. 2200 – 1800 ile tarihlendirilmektedir.

Troia 6′da bulunan ithal Miken ve Kıbrıs kapları Troia 7 Dönemin’de de karşımıza çıkmıştır. Troia 7 Döneminde büyük bir yangının izleri mevcuttur.

Troia 8′de yapılan arkeolojik araştırmalarda muhteşem Athena Tapınağı ve iki altara ait buluntular ele geçirilmiştir. Buluntuların en eskisi M.Ö.7. Yüzyıldan önceye tarihlenmektedir.

Troia 9, Roma Dönemi’nde iskan edilmiştir Bu döneme ait önünde mozaik döşemesi bulunan yapı kalıntısı, tiyatro ve bouleuterion oldukça etkileyicidir.

Troia’dan elde edilen arkeolojik bulgular Çanakkale Arkeoloji Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde
Assos, Eski Anadolu’nun batısında, Troas bölgesinin güney kıyısında, 238 metre yüksekliktebirbazalt tepesi üzerine kurulmuş, Çanakkale’nin 87 km güneyinde Ayvacık İlçesine bağlı antik kalıntılarla dolu tarihi ve turistik bir beldedir.Yer yer yüksekliği 20 metreye ulaşan il 12 değişik kapının yer aldığı yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrilmiştir

Assos, Lesvos (Midilli) adasındaki Meyhymna şehrinden gelen Aioller tarafından kurulmuştur. Assos’un önemi, özellikle Alexandrıa Troas’tan Adramytteion’a oradan da Bergama’ya kadar giden yola hakim olmasıdır. M.Ö. 6:yüzyılda Athena Tapınağı inşa edilmiştir. Denize doğru inildikçe, agoralar, Gymnasium ve Tiyatro binası bulunmaktadır. Assos Soktates’in yaşadığı ve tarihte ilk felsefe okulunun kurulduğu yerdir.
Eski çağlardaki adı Tenedos olan ada Ege denizinin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Çevresi 14 mil olan ada Çanakkale Boğazı’na 15 mil, Limmi’ye 30 mil, Midilliye 33 mil mesafededir. Adaya ulaşım Ezine ilçesi Geyikli beldesi Yükyeri feribot iskelesinden yapılmaktadır. Adanın iskeleye uzaklığı 3,4 mildir. Ada’nın bu küçük adalarıyla birlikte yüzölçümü 42 kilometrekaredir.
Adanın, kuzeydoğusunda Eskikale burnu, Erenler burnu; doğusunda Tarabya Burnu, Saritas Burnu,; güneyinde Tuzburnu, Kocatarla, Mermer Burnu, Suluçeşme Burnu, Habbeli Burnu; batısında Batı Burnu; kuzeyinde Killik Burnu olmak üzere on iki burnu vardır. Bu burunlar arasında Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çapraz Limanı, Çanak limanı, Kocatarla Limanı, Logar Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu, Sulubahçe Koyu, Habbeli Koyu olmak üzere on iki adet koy vardır. Ege Denizi’nin en önemli dalış noktalarından birisidir Bozcaada. Bu koylara Adadaki dalış merkezi tarafından dalış turları düzenlenmektedir.

Ada’nın en ucunda Batı Burnunda özel bir şirkete ait 17 tribünden oluşan yılda 30 milyon kilovat saat elektrik üreten elektrik enerjisi santrali bulunmaktadır.

Bozcaada’da çok sayıda plaj vardır. En büyük doğal plajı Ayazmadır.

Bozcaada’ya yaklaşıldığında bir Venedik Kalesi dikkat çeker. Tarihi Finikelilere kadar uzanır. Venedik, Ceneviz ve Bizanslılar tarafından kullanılan kale, Çanakkale Boğazı’nın önemi nedeniyle Fatih Sultan Mehmet döneminde onarılmıştır.

Bağları ve Şarapları ile ünlü Ada’da 26 – 27 Temmuz günleri geleneksel Bağ bozumu şenlikleri düzenlenir.

Adada konaklamak için her talebe uygun otel ve pansiyon bulunmaktadır.

Ege Denizi’nin kuzeybatısında 95 km kıyı şeridi uzunluğuna sahip Gökçeada eski adıyla İmroz, Türkiye’nin en büyük adasıdır. Türkiye’de güneşin en son battığı yer adanın Kömür ve İnce Burun yöresidir. Ada 289 kilometre büyüklüğünde, batı uzunluğu 29.5 km, kuzey ve güney uzunluğu ise 13 km’dir. Gökçeada Çanakkale’den izlenen rotaya göre 32 mil, Gelibolu yarımadasındaki Kabatepe Limanına 14 mil, Bozcaada’ya 33 mil, Limni’ye 16 mil, Semadirek adasına 14 mil uzaklıktadır. Kıyı şeridinin toplam uzunluğu 46 mildir.

Dünü, bugünü ve yarınlarıyla gündemde yerini alacak olan Gökçeada yüzyılların içinden geçerek günümüze Grek kültüründe eski Rum köylerini, manastırlarını, kiliselerini taşımış, Türk ve Rum toplumlarının kaynaşarak dostluk ve kardeşlik içinde nasıl yaşanacağını gösterdiği yerdir. Ada etrafında kutsal çeşmeler ve manastırlar bulunmaktadır.

Gökçeada, vahşi doğasında göz alabildiğince uzanan kumsalları( Marmoros Plajı, Yıldız Koyu, Kefaloz, Yıldızkoy, Gizlikoy, Kuzulimanı, Kaleköy, Güzelceköy) , pırıl pırıl denizi, ile yeşili ve maviyi birleştiren kendine has örgüsü ile geçmişle bugünün birlikte yaşandığı harika bir doğa güzelliği ve çeşitli kültürlerin buluştuğu camiler, kiliseler, manastırlar, Eski Rum evleri ve modern mimari örnekleri bir arada bulunmaktadır.

Ada’nın Güney sahillerinde Akdeniz iklimi Kuzey sahillerinde ise Marmara iklimi sürmektedir. Hakim rüzgarlar lodos ve poyrazdır. Senenin büyük bölümünde rüzgarlar devamlılık sağlar.

Gökçeada su kaynakları çokluğu bakımından dünyanın 4. adası durumundadır. Türkiye’nin İlk Su Altı Milli Parkı TÜDAV’ın girişimleriyle Gökçeada’da kurulmuştur. Araştırma, koruma ve eğitim amaçlı kurulan Gökçeada Deniz Parkı, 200 metre genişliğinde ve 1 mil uzunluğundadır.

Ada’nın ekonomik yapısı tarım, hayvancılık, kamu hizmetleri ve turizme dayanmaktadır. Tarımda en önemli faaliyet zeytincilik ve hububat üretimidir.

Gökçeada’ya Çanakkale’den ya da Eceabat – Kabatepe Limanı üzerinden ulaşım sağlanmaktadır.
TUNALIM..

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

© 2008 TUNALIM | Entries (RSS) and Comments (RSS)

Design by Web4 Sudoku - Powered By Wordpress