TUNALIM

02
May

ABD DOSTUMUZ ve STRATAJİK ORTAĞIMIZMI?..

Böyle Dosta Can Kurban

1950′lerden beri hemen hemen gelip geçen bütün iktidarlar ve dışarıdan güdümlü medya, Türk halkına, ABD’nin dostumuz ve stratejik ortağımız olduğu telkinlerini yaptı ve bunda büyük ölçüde başarılı da oldular. Ancak ABD yetkililerinin Türkiye’ye karşı uyguladığı akıl-mantık, vicdan ve ahlaka aykırı politikalar, bu dostluğun ve ortaklığın sorgulanmasını gündeme getirdiğini düşünüyorum. Bu sorgulamaya yol açan olaylardan bazılarını birlikte hatırlamaya çalışalım.

1. 1973 yılında Nikos Sampson, Kıbrıs’ta darbe yaparak Makaryos’u devirip, kıbrıs adasına Yunan bayrağını çekerek enosisi gerçekleştirdiğinde, Türk ordusu adaya müdahale yapmak zorunda kaldı ve Türkler adanın kuzeyinde Rumlar güneyinde toplanarak fiilen iki kesimli devlet ortaya çıktığı zaman ABD, Yunanistan’a ve Rumlara bir yaptırımda bulunacağı yerde Türkiye’ye silah ambargosu uyguladı.

2. 1990′lardan sonra Sovyetlerin dağılması ve bağımsız devletlerin ortaya çıkması sonucu Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Karabağ sorunu sebebiyle iki ülke arasındaki savaş sonunda Ermeniler, Karabağı ele geçirmekle kalmadılar Azerbaycan topraklarına da girerek işgal ettiler. Bu durumda suçlu Ermeniler olduğu halde Kıbrıs örneğinde olduğu gibi cezalandırılan yine Azeriler oldu. Çünkü ABD, Ermeniler yerine Azerilere ambargo uyguladı.

3. ABD’nin Irak’a müdahalesinden sonra 1 Mart 2003 yılında tezkerenin TBMM’de reddilmesinden sonra bunun intikamını almak için ABD ordusu, 4 Temmuz 2003′te Irak’ta 11 Türk askerinin başına çuval geçirdi.

4. PKK Kongre Gel’ adlı bölücü örgütü ABD terör örgütü olarak kabul etmesine rağmen Türk yetkililerin ABD’nin bu örgüte müdahale etmesi veya Türk ordusu tarafından müdahale edilmesine izin verilmesini defalarca istemesine rağmen bugüne kadar ABD yetkililerinin bu konuda birşey yaptıkları görülmedi.

5. ABD Büyükelçisi Edelman, Fener Rum Patrikanesi için vereceği resepsiyon davetiyesinde, Fener Rum patrikhanesinden ekümenlik olarak bahsetti. Başbakanlık müsteşarının resmi görevlilerin bu toplantıya katılmamaları yönünde yazılı uyarısı üzerine ” isteyen gelir, istemeyen gelmez” diyerek küstahça bir tavır takındı.

6. ABD, Türk hükümetinden PKK için eve dönüş yasasını çıkarmasını istemektedir. Felluce katliamına AKP milletvekillerinin bir kısmının tepki göstermesine karşı, aba altından sopa göstererek, ermeni soykırımını gündeme getireceğini bildirdi.

7. ABD’nin bugüne kadar Türkiye’de ağır sanayiye yönelik herhanbir faaliyete destek olduğu görülmediği gibi, Türk yetkililerini ikna ederek Kayseri’de Atatürk döneminde açılmış olan uçak fabrikasının kapatılmasını sağlamıştır. Seydişehir Aliminyum Tesisleri, İskenderun Demirçelik Fabrikası ve Aliağa Rafinerisi gibi tesisler, bize düşman olarak gösterilen Ruslardan alınan kredilerle açılmıştır. ABD’de Türkiye’de ağır sanayi yerine Cocacola gibi fabrikaların açılmasına destek olmuştur.

8. ABD, kendisi çok uluslu şirketleri kanalıyla bütün dünyayı ekonomik olarak işgal etmek için İMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar vasıtasıyla dayatmalarda bulunarak çeşitli ülkelerde serbest ticaretle ilgili yasaları çıkartırken, hala Türk tekstil ürünlerine kotalar uygulamaktadır.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, kısacası ABD bize sürekli sözde dost olmuş, bize karşı uyguladığı politika akla-mantığa, uluslarası hukuka, vicdana ve ahlaka aykırılıklar göstermiştir. Bu yazıyı okuyanlar diyeceklerdir ki, “devletler arasında dostluk yoktur, çıkarlar vardır.”, Doğrudur, ancak İlişkilerde hep ABD’nin çıkarları gözetilmiş Türkiye’nin çıkarları ise sürekli gözardı edilmiştir.

Gerçi bazı ilerici yazarlarımız her ne kadar 27 Mayıs İhtilalini Türkiye’deki güçlerin gerçekleştirdiğini söylese de Prof. Fikret Başkaya Türkiye’deki bütün ihtilallerin ABD tarafından yaptırıldığını iddia etmektedir. Bu konuda şahsen ben kesin birşey söyleyememekle birlikte 2001′den sonra arda arda yaşadığımız iki ekonomik krizde hem ABD ve hem de Avrupa Birliği’nin parmağının olduğu kanısındayım. Çünkü ABD Irak’a müdahale etmek isterken Türkiye’yi ekonomik olarak çökerterek, istediği gibi kullanmayı hedeflemiştir. Tezkerenin reddi ile bu amacına tam ulaşamamıştır. Çuval hadisesi de amacına ulaşamamanın verdiği bir hırçınlıktan kaynaklanmış olmalıdır. AB ise Türkiye’yi küçük devletlere parçalayacak dayatmaları yapabilmesi için Türkiye’nin ekonomik olarak çökertilmesine seyirci ve hatta destek olmuştur. Son günlerde AB yetkililerinin Türkiye’yi ziyaretlerinde yaptığı konuşmalardaki gerçek amacı anlamamak için herhalde ya aptal ya da hain olmak gerekir. Aklı başında bir ilkokul mezunu bile gerçek niyeti anlamakta zorluk çekmese gerektir.

Kutadgubilik’de “akılsız adamın düşmanı, kendi bildiği ve yaptığıdır” diye bir söz vardır. ABD’nin düşmana ihtiyacı yoktur. Bunu şu anda işbaşında bulunan Bush ve ekibi düşmandan daha iyi bir şekilde yapmaktadır.

Konuyu fazla uzatarak sizleri sıkmamak için çok kısa olarak ABD’li idealist filozof Ralph Waldo Emerson’un düşüncelerine yer vererek yazıyı bitirmek istiyorum: ” ABD demek fırsat demek, özgürlük demek, kudret demektir. Bütün limanlar açıktır. Eğer mümkün olsa bütün dünya ile serbest ticarete girişirim ve kimseden gümrük almam” Emerson’un düşünceleri ile bugünkü ABD yöneticilerinin uygulamalarına baktığımızda, onların 19. yüzyıl düşünürü Emerson’dan ne kadar geride olduklarını açık bir şekilde görebiliriz. Ayrıca Hz. İsa ” Eğer birisi yanağına tokat vurursa, çevir ötekine de vursun” demektedir. Şu anda kendisine Tanrı tarafından dünyayı fethetme görevi verildiğini söyleyen Bush’un, ne kadar samimi bir Hıristiyan olduğunu ve kendisi ile birlikte etrafındaki çetenin, Hristiyanlığı nasıl kendi çıkarları için kullandığını, sizlerin takdirine bırakıyorum.Saygılarımla..Prof.Dr.İbrahim Arslanoğlu…..TUNALIM..

Leave a Reply

© 2009 TUNALIM | Entries (RSS) and Comments (RSS)

Design by Web4 Sudoku - Powered By Wordpress