TUNALIM

02
May

BATI ÜLKELERİNDE GERÇEK DEMOKRASİ VARMI?

Bazı sözde aydınlar, Türkiye’de gerçek demokrasi olmadığını bunun Batı ülkelerinde ideal şekilde yaşandığını topluma sürekli şekilde empoze etmektedirler. Bu düşünce doğru mudur? Batı’daki uygulamalara bazı örneklerle kısaca bakalım.

Amerikan Sosyologu Charles Wright Mills(1916-1962), İktidar Seçkinleri adlı kitabında ABD’de siyasal iktidarın işadamları, parti başkanları ve üst rütbeli subaylardan oluştuğunu yazar. Çeşitli kararların alınmasında birlikte hareket etmelerine rağmen bunlar arasında iktidardan en çok yararlanan askeri seçkinlerdir. Bu üçlü oligarşi, insanları insanlara rağmen yönlendirmektedirler. Kitle iletişim araçları ise vatandaşa neyi veriyorsa onu öğrenebilir. Ayrıca medya, psikolojik cehaleti de yaymaktadırlar. (Tolun, 1985).

11 Eylül’den sonra ABD’li Robert Kaplan şunları yazdı:“….Demokrasi görüşümüz bile değişmeli; Pakistan, Mısır ve Tunus gibi ülkelerin demokratikleşmesini istemek yerine bize destek verdikleri sürece zararsız diktatörlüklere hoş görü ile yaklaşacağız.”(Timur, 2004).

ABD’de aşırı sol düşünce yasak denecek kadar kısıtlanmıştır(Çam, 1995). Kendi ideolojisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan bir rejim, nasıl demokrasi olabilir? Zaten ABD’de Demokrat ve Cumhuriyetçilerden oluşan ikili bir parti sistemi vardır. İktidarda olan parti yıprandığı zaman çok uluslu şirketler, medyayı kullanarak hemen ötekisi getirir ve bu hep böyle devam eder, gider.

Amerikan patronları, seçimlere hile karıştırma sanatını pek iyi bilirler(Duverger,1986). Bunu bugün sadece ABD’de değil kontrol ettikleri bütün ülkelerde yapabilmektedirler.

ABD siyaseti için gizli belgelerde “ABD’nin çıkarlarına karşı en büyük tehdit, kitlelerin düşük hayat seviyesini iyileştirmeyi ve ekonominin çeşitlenmesini hedef alan ve halk baskısına kulak veren milliyetçi rejimlerden gelmektedir” diye açıklanır( Garaudy, 1999).

Prof. Hungtington, 1993 yılında, uygarlıklar savaşında Amerika’nın kendi liberal demokrasisini düşman uygarlıklara zorla benimsetme görevini dile getirmişti(Timur, 2004). Sovyetlerin yıkılmasının ardından ABD siyasetinin ana hedefi, az gelişmiş ülkelere el koymak olmuştur( Garaudy, 1999). Nitekim ABD, 2003 yılında demokrasi götürmek için girdiği Irak’ta yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne, bir o kadar insanın sakat kalmasına ve çok sayıda kadının ırzına geçilmesine sebep olmuştur. Oysa asıl amacın demokrasi değil Irak’ın petrollerine el koymak olduğunu sıradan vatandaş bile bilmektedir.

Fransa’da din, dil ve ırk temel alınarak araştırma yapmak yasaktır. Örneğin Fransa’da mahalli dil ve şivelere özgürlük tanıyan yasa 17 Temmuz 1999’da reddedilmiştir. Chirac, “Fransızca Fransa’nın çimentosudur, bu yasayı kabul ederek Fransa’nın balkanlaşmasına izin veremeyiz demiştir(Işıklı, 2006). Oysa Fransa başta olmak üzere bazı Batı ülkeleri, Türkiye’yi balkanlaştırmak için büyük çaba içindedirler.

Fransa, İsviçre ve Almanya’nın Sözde Ermeni Soykırımı reddeden kişileri cezalandıran yasa çıkardıklarını biliyoruz. Ayrıca Alman Meclisi Göç Yasası’nı kabul etti. Buna göre Almanya’da yaşayan bir Türk, Türkiye’de yaşayan bir Türk’le evlenmek istediğinde, Türkiye’deki eşi, Almanya’ya gelebilmek için Almanca dil sınavını kazanmak zorundadır. Eğer bir Türk, başka ülke vatandaşları ile evlenirse böyle bir şart koşulmaz(Pulur, 2007). Bu düpedüz ırkçılık değil midir, bu nasıl demokrasidir?

Hollanda’da seçim listelerine girmiş Türklerin Ermeni Soykırım Yalanını kabul etmedikleri için listelerden çıkarılıp milletvekili seçilmelerinin önlendiğini biliyoruz.

Yunanistan’da Batı Trakya’da yaşayan Türklerin, Türk adını taşıyan dernek kurmaları, Türkçe dergi çıkarmaları, Lozan Anlaşmasına rağmen engellenmektedir. İkiden fazla çocuğu olanlara devlet para yardımı yaparken bundan Müslüman olanlar yararlanamamaktadır(Öymen, 2007). Bu tamamen ırk ve din ayrımı değil mi, AB yasaları Yunanistan’a niçin işlemez.?

T.V. Banu Avar, TRT’de yayımlanan “Sınırlararası” adlı programda, bir AB ülkesi olan Slovenya’da Rus asıllıların seçme ve seçilme hakları olmadığını, İsveç’te Sami(Lapon) azınlığın her türlü haklardan yoksun bırakıldığını, 1980 yılına kadar Samilere ve Romanlara karşı soykırım uygulandığını, İsveç’te Çingene, Tatar ve Yahudi çocukların kısırlaştırıldığını söylemişti.

Ayrıca son günlerde askerlerimizin şehit edilmesi üzerine bazı Avrupa şehirlerinde gösteri yapan Türklere karşı polisin ahlak ve hukuk ve demokrasi dışı tutumları da dikkat çekmektedir. PKK’lılara bir şey yapmayan Batı polisi, yürüyüş yapan Türklere yaptığı baskılarını işkenceye denebilecek düzeye çıkarmıştır.

Prof. Mustafa Erdoğan(1999)’a göre demokrasi, bir yandan fikir ayrılığı ve anlaşmazlığını gerektirirken öte yandan belli ölçüde bir konsensüse ihtiyaç gösterir. Bunun için günümüzde sınıfsal ve etnik bölünmeler, demokrasinin en büyük sorunlarıdır. Bunun çözümü; federalizm, iktidar ve kaynaklarının oranlı dağılımı, azınlık güvenceleri ve bunları iktidara dahil etme mekanizmalarıdır. Görüldüğü gibi Prof. Erdoğan’ın bu önerisi, günümüzde AB’nin Türkiye’den talepleri ile ABD’nin BOP ile uyuşmaktadır.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının 1990 tarihli Paris Belgesi’nde piyasa ekonomisinin demokrasinin dayanaklarından birisi olduğu belirtilmişti(Erdoğan, 1999). Oysa serbest piyasa ekonomisinin dünyadaki uygulamalarına baktığımız zaman bunun sayıları 500’ü bulan çok uluslu şirketlerin çıkarlarına hizmet ettiğini, buna karşılık insanlığın çoğunluğunun aleyhinde çalıştığını görürüz. Çünkü bu şirketler, gittikçe daha da zenginleşirken büyük kitleler, sürekli yoksullaşmaktadırlar. Bugün serbest piyasaya dayanan demokrasi; halkın, kendisini yönetiminden çok zenginlerin zenginler için yönetimine dönüşmüştür.

KAYNAKLAR

Duverger, Maurice. Siyasi Partiler, Çev: Ergun Özbudun, Ankara Bilgi Yayınevi, 1986.-

Erdoğan, Mustafa.Anayasal Demokrasi, Ankara, Siyasal Kitabevi, 1999.

Garaudy, Roger. Çöküşün Öncüsü ABD, Çev: Cemal Aydın, İstanbul Nehir Yayınları, 1999.

Işıklı, Alpaslan. “ Küçülen Fransa”, Cumhuriyet-Strateji Eki, 9.10.2006:4.

Pulur, Hasan. “Kim Demiş Almanlar Irkçıdır Diye”, Milliyet Gazetesi, 16.7.2007:5.

Öymen Onur. “Atina Lozan’ı Uygulamıyor”, Cumhuriyet-Strateji Eki, 29.1.2007,9.

Timur, Taner. Türkiye Nasıl Küreselleşti?Ankara, İmge Kitabevi Yayınları, 2004.

Tolun, Barlas. Toplum Bilimlerine Giriş, Ankara, G.Ü. Yayını, 1985.

TUNALIM…

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

© 2008 TUNALIM | Entries (RSS) and Comments (RSS)

Design by Web4 Sudoku - Powered By Wordpress