Haz
80 YIL SONRA AYNI NOKTAYA MI GELDİK ?…
Geçmişten günümüze değişen hiçbir şey yok!..Ahh bir ibret alabilsek !…
‘Mütareke’ döneminin önde gelen işbirlikçi ‘devlet adamları’, ‘sivil toplum kuruluşları’, ‘aydınlar’ ve ‘din görevlileri’, Anadolu’da direniş mücadelesi başlatan ‘Kuva-yı Milliyetçi’ vatanseverleri mahkum etmek için adeta seferberlik başlatmışlardı!..
Direnişe geçen vatanseverleri ‘bir kaşık suda’ bağmaya çalışan işbirlikçi hainler, vatanın bağrına hançerini dayayan düşmana bakın nasıl alkış tutuyorlardı:
Bu kısa yazıda Kurtuluş Savaşı öncesinde bazı devlet adamları, tarikat şeyhleri ve sözde aydınların düşünceleri ile bugünkü devlet adamları, dini cemaat liderleri, işadamları ve yine sözde aydınların düşünceleri yer almaktadır. Bunlar ne kadar birbiri ile örtüşüyor? bunun takdirini sizlere bırakıyorum.
Ben önce bugünkülere yer vererek çok kısa bir yorum yapmak istiyorum. Ardından Yeniçağ Gazetesi Yazarı İsrafil Kumbasar’ın “Kurtuluş Savaşında Düşmanla Birlikte Çalışan Kişi Ve Örgütler” başlıklı kısa yazısı yer alıyor.
“Cumhuriyetin ilanı İstanbul’un tarihi değerini ve saygınlığını düşürmüştür”
Kadir Topbaş İstanbul Belediye Başkanı
“Kürtlerin geleceği ve özgürlüğü için Türk askerinin kanının oluk oluk akması gerekir”
Leyla Zana
“Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor. APO, Türklere Allahın bir lütfüdür.
İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek gerekir”
Ahmet Altan
“Türkiye, sadece Türklere bırakılmayacak kadar önemli bir ülkedir”
M.Ali Birand
“Atatürk öldüğünden beri hala zenginlik ve özgürlük üretemiyorsak sebebi Kemalizm’dir”
Ahmet Altan
“Vatan sevgisi nedir ki? Vatanı seveceğinize gidin evde karınızı sevin”
Çetin Altan
“Memleketi bir çift kadın memesine satarım”
Ahmet Altan
“Kimse söylemiyor bari ben söyleyeyim. Türkiye’de 1 milyon Ermeniyle 30 bin Kürt katledildi”
Orhan Pamuk
“Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı sırtımızı Amerika’ya dönmeliyiz”
Fetullah Gülen
“Boğazlar milletler arası bir komisyona devredilmelidir”
Rahmi Koç
“Sen ne mutlu Türküm dersen oda ne mutlu Kürdüm der. Türklük yerine Türkiyelilik bilinci yerleştirilmelidir”
Tayyip Erdoğan
DSS
Bildiğiniz gibi Çetin Altan ile oğlu Ahmet Altan ve M. Ali Birand günümüzde liberal geçinmekle birlikte bunlar eski solcu ve devrimcidirler. Bunu yazarken, aklıma İstanbul eski Ülkü Ocakları ve Eski MHP İstanbul İl Başkanı Nihat Çetinkaya’nın bir T.V. kanalında anlattıkları geldi: “Başbakan Demirel 1968’ledre sonra Rusya’ya gider. O dönemde Sovyetler Birliği’nin Başkanı Brejnev’dir. Demirel ona “Sayın Başkan, Türkiye’nin içini karıştırıyorsunuz” der. Brejnev de ona “yani nasıl karıştırıyoruz?” der. Demirel ona “Türkiye’deki banka soyan, adam kaçırarak anarşist olaylara katılan sol gruplar, size bağlı değil mi? diye sorar. O buna şu cevabı verir. “ Bize sadece Türkiye Komünist Partisi bağlıdır. Eğer bunlar ülkenizde bir sorun yaratıyorlarsa onlara söyleyerek engelleyebiliriz. Fakat ötekilerin çoğu Amerika’ya bağlıdır.”
Gerçekten günümüzde solun milli olan gruplarını çıkardığımız zaman geriye kalan bölücü ve liberallar için Brejnev’in sözü tam da yerine oturmaktadır. Demek ki, bunlarda herhangi bir değişme olmamış, sadece biz değiştiklerini sanmışız.
Ayrıca Sayın başbakan, Ne mutlu Türküm dersen ötekisi de ne mutlu Kürdüm der” diyor. Oysa Atatürk, “ne mutlu Türk olana” demiyor, “Türküm” diyene diyor. Türklük, bir kan işi değil bir dil ve kültür sorunudur. Sayın başbakan eğer evinde eşi ve çocukları ile Türkçe konuşuyorsa ve Türk kültürünü yaşıyorsa inkar etse bile Türk’tür. Mısır’ın yarısı kan olarak Türktür. Fakat bunlar bir kelime Türkçe bilmiyorsa ve Türk kültürünü yaşamıyorsa biz onların Türk olduklarını mı iddia edeceğiz? Sadece Türklüğe kalben bağlı olabilirler. Bu da çok fazla bir anlam ifade etmez.
Batı, bugünlerde Türkiye’de “Türk yoktur” tezlerini para ile tutuğu adamları ile kitle iletişim araçları vasıtasıyla yaymaya çalışıyor. Dünyanın hiçbir yerinde millet, sadece etnik yapıya indirgenemez. Yine Dünyada hiçbir millet yoktur ki, bütün fertleri, aynı etnik gruptan oluşsun. Kan hayvanlar için önemlidir. Çünkü onların vucudundan yararlanılır. Bu anlamda Batılı bütün milletler. çeşitli etnik gruplardan meydana gelir. Batı’nın aydınları bunu çok iyi bilirler fakat onların bize genel olarak dayattığı şudur:“Dediğimi yap, yaptığımı yapma” Batı’nın milletleşmesinde soy farklılığı önemli değildir. Fakat bizde önemlidir. Çünkü Türkiye’yi etnik gruplara bölerek eski Şark Projelerinin bir devamı olan bugünkü B.O.P’ni gerçekleştirmek istemektedirler. Bu da ancak Türkiye’de dinle Türklüğü ve milliyetle etnik yapıyı çatıştırmakla mümkün olabilir. Bununla ilgili olarak mütareke medyasında programlar yapıldığını biliyoruz.TUNALIM….. Kaynak: Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu
KURTULUŞ SAVAŞINDA DÜŞMANLA BİRLİKTE ÇALIŞAN KİŞİ VE ÖRGÜTLER
İsrafil K. Kumbasar
israfilkumbasar@yenicaggazetesi.com.tr
Tarih:09.03.200……..DEVLETİN İLERİ GELENLERİ
Sadrazam Tevfik Paşa:
- “Ankara, Serv Antlaşmasını kabul etmelidir.”
(4.11.1920)
- “Anadolu’yu boşaltmaları karşılığında, Trakya Yunanlılara bırakılabilir.”
(19.09.1921 )
Sadrazam Salih Paşa:
- “İngiltere’ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir.”
(20.08.1921)
Hariciye Nazırı Sefa Bey:
- “Hükümet Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor.”
(29.01.1921)
Adliye Nazırı Ali Rüştü:
- “General Paraskevopulos’un ordusu, şimdi sürat ve şiddetle harekata devam eyleyecek olursa, birkaç haftada Ankara Surları önünde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz. Bu ordu bizim ordumuzdur.”
(12.07.1920)
Nazır Rıza Tevfik:
- “Anadolu direnişi bir blöftür. Avrupa medeniyeti Aandolu’yu bu zararlı haşereden temizleyecektir. Hüküm galibindir. Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır.”
(18.10.1920)
Jandarma Komutanı Kemal Paşa:
- “Yunanla çarpışmaktan vazgeçiniz. Zira bu teşebbüsünüz beyhudedir.”
(3.08.1919)
İzmir Valisi Kambur İzzettin:
- “Yunan kuvvetlerinin özel bir tören ve saygı ile karşılanması…”
(26.05.1919)
Adana Valisi Abdurrahman:
- “Ayaklanma için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar.”
(05.11.1920)
STK ÖNDERLERİ VE AYDINLAR:
İngiliz Muhipleri Derneği Başkanı Sait Molla:
- “İngiliz mandası istediğinizi bütün itilaf temsilcilerine, hükümete ve gazetelere bildiriniz.”
(23.05.1919)
- “Milliyetçi hareket boşa gitmeye mahkumdur…” (01.05.1920)
Yazar ve Nazır Ali Kemal:
- “Düşmanlar, Teşkilat-i Milliye’den bin kere daha iyidir.” (23.04.1920)
- “Ankara’dakilerin Yunanlılara hala meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken onlarla muhabereye girişilemez.” (07.08.1920)
- “Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya’nin hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim.” (06.02.1921)
Yazar Refi Cevat Ulunay:
- “Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutup bizi kurtaracak.” (21.05.1919)
- “Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak?” (23.03.1920)
- “Milliyetçi hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir. O alçaklara karşı çıkanlar, dine, halifeye, milliyete unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır.” (04.04.1920)
ULEMANIN İLERİ GELENLERİ
Divitli Eşref Hoca:
- “İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür.” (1920)
Delibaş Mehmet:
- “Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı’na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz”. (1920)
- “Kim milliyetçilerle birlikte Yunana karşı giderse şer’an kafirdir”. (1920)
İslam Yüceltme Derneği:
- “Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara’dadır.” (1920)
Edirne Tem’in gazetesinden:
- “Müftü Hilmi Efendi, Selimiye camii’inde hürriyetin ve adaletin saygıdeğer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır.” (13.08.1920)
