TUNALIM

06
Haz

PEKİ ÖYLEYSE ÇÖZÜM NEDİR?..

Yaşadığı sorunlardan canı burnuna gelen sektörler birer birer seslerini çıkartmakta, değişik yollardan tepkilerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bu konuda son yaşanan gelişme; Gaziantep Müteahhitler Derneği’nin 15 günlük inşaat işlerinin durdurulması kararı olmuştu. İnşaatların duvarlarına astıkları bez afişlerle sektörün içinde bulunduğu sıkıntıyı dile getirmişler, yazılı beyanlarla da ilgililerden sıkıntılarına çözüm talebinde bulunmuşlardır.
Bu talebin haklı görünen tarafı; zamların inşaat fiyatlarına yansımaması halinde sektörün kârlılık oranının düşeceği ve sektörün yaşadığı sıkıntının artacağı hatırlatılmıştır.
Buradaki talep köklü bir çözüm getirmez. Nedeni; sektör, kendi içindeki sıkıntıları dile getirerek, “Biz kâr edersek sektörün iş akışı devam eder ve böylece inşaatta istihdam edilen işçiler de iş ve aş sahibi olmaya devam ederler” fikri savunulmuştur. Yüzeysel olarak bakıldığında haklı sebepler içeriyor ama yeterli değil.
Şimdi inşaatçılara soralım; “Talepler karşılansa bile yapılan inşaatı alıcı bulamadıktan sonra kime satacaksınız?”
Yaşanan sorun inşaat sektörü ile değil topyekün uygulanan IMF politikalarıyla alakalıdır. Uygulanan bu yanlış para politikasına devam edildiği müddetçe, ekonomik sıkıntılar sırasıyla bütün sektörleri sıkıntıya sokacak ve bütün vatandaşları etkileyecektir.

Çözüm Milli Ekonomi Modeli’nde

Çözüm; Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modelindedir.
Sayın Baş’ın yılardır ortaya koyduğu tespitlerden yola çıkarak; ülkemizdeki IMF politikalarıyla enflasyona yanlış teşhis konmuş, ona göre de teşhisi yanlış olan hastalığın tedavisi de yanlış olmuştur. Yıllardır piyasada yaşanan enflasyon maliyet enflasyonu olmasına rağmen, talep enflasyonu tespiti yapılmıştır. Kemal Derviş Amerika’dan bir kurtarıcı olarak getirildiğinde Prof. Dr. Haydar Baş, daha Dervişin ilk açıklamasının ardından yapılan teşhis ve uygulamanın bir iflas olduğunu dile getirmek sadedinde; “Bu Derviş bizim değil, ABD’nin Derviş’idir, bizim problemlerimize çare olamaz. Enflasyona getirdikleri tespit de, düşündükleri tedavi de yanlıştır. Piyasadaki enflasyon maliyet enflasyonudur” sözü hala kulaklarımızdadır.

Kemal Dervişle birlikte piyasadaki enflasyon maliyet enflasyonu olduğu halde, talep enflasyonu teşhisi konmuş, güya enflasyonu düşürmek için talebi azaltmak adına emisyondaki para dolaşımı kısılmıştır. Yıllardır emisyondaki daralma tüketicinin alım gücünü elinden almış, bir yerde onu yokluğa mahkûm etmiştir. IMF politikalarıyla üretici maliyetli para olan döviz ve faizli kredilerle desteklenmiş, zaman içerisinde ne üreticinin, ne de tüketicinin dayanma gücü kalmamıştır. Piyasadaki emisyon daralmasının yansımaları da durgunluğu getirmiştir.

İşte bundan dolayı IMF politikalarına devam edildiği takdirde hiçbir sıkıntının köklü bir çözüme kavuşamayacağını iddia ediyoruz.
Tüketicinin parası olmadıktan sonra, zaten alım gücü kalmayan vatandaşın bir de zamların eklenmesiyle hangi inşaatı, ya da neyi, nasıl alacak? Halbuki piyasada yeterli para olsa hem tüketicinin hem de üreticinin yüzü gülecektir.
Hikâye edilir; evladın biri babasına gelir;
-“Baba bir deve alalım, çok ucuz, hem de bir pula” demiş. Babası;
-“Yok oğlum alamayız” demiş. Bir zaman sonra baba evladı çağırmış;
-“Oğlum al sana para bir deve al” demiş. Evlat;
-“Baba deve bin pula” deyince baba;
-“Olsun, sen al gel” demiş. Evlat şaşırmış;
-“Baba bir pula iken almadın da şimdi bin pula nasıl alacağız?” Baba;
-“Oğlum o zaman bir pulumuz yoktu ki alalım. Ama şimdi bin pulumuz var, onun için alalım, diyorum.”
Gerçekten de bu kıssa, piyasadaki para darlığının neticelerini, basit ama çok güzel anlatan bir kıssadır… Piyasa mal dolu olmuş, tüketicide alacak para olmadıktan sonra neye yarayacak ki..!

Milli Ekonomi Modelinde, meselenin halli için devletin emisyonu genişletmesi ve senyoraj hakkını kullanması yöntemine yer verilmektedir.
Emisyon: Bir ülkede “bir yılda elde edilen mal ve hizmet biçimindeki üretimin parasal karşılığı” Gayri Safi Milli Hasıla’dır. Elde edilen bu mal ve hizmetin karşılığının belli bir oranda her zaman piyasalarda bulunması ise ekonominin devamı için bir zorunluluktur.
Bunu bir örnekle izah edelim: 1 çuval mısır danesi toprağa attığımızı ve hasat zamanı 10 çuval mısır elde ettiğimizi varsayalım.
Bu takdirde 9 çuval mısırın emeğinin ve üretiminin karşılığı piyasalarda olmazsa, bu durum talep daralmasına sebep olur. Yani piyasada olması gereken miktar, 9 çuval mısırın karşılığı paradır.
İşte emisyon, üretilen bu mal ve hizmetin karşılığı olan paradır.”(M.E.M)
Milli Ekonomi Modelinde piyasanın canlanması ve halkın refaha kavuşacak harcamaları yapabilmesi için tüketim ekseninden yola çıkılmıştır. Tüketimi desteklemek için gayri safi milli hasılanın artış oranına göre para olarak basılıp, senyoraj hakkı kullanılacak ve emisyonda dolaşacak para miktarı piyasanın ihtiyacı kadar olacaktır.

“Senyoraj; “Milli Ekonomi Modeli, senyoraj gelirini, hem bir ekonomi kuralı olarak ele alırken, hem de gelirin nelere bağlı olduğunu formülleştirmektedir. Tezimizde; devlet borçlanmayacak, senyoraj hakkını kullanarak emisyonunu genişletecektir. Yani, kendi insanının emek ve üretiminin karşılığı olan parayı kendisi basacaktır. Bu senyoraj geliri ev kadınlarına maaş olarak, çiftçiye-köylüye faizsiz kredi olarak, esnafa yine kredi olarak verilecektir.
Bu şekilde;
a- Üretim tetiklenecek,
b- Tüketim harekete geçecektir.
Milli Ekonomi Modelinde Senyoraj geliri, sosyal devlet projesinde tüketicinin destekçisi olacaktır. Böylece işçi, memur, köylü, çiftçi yani toplumun en geniş tüketici kesiminin tüketme kabiliyeti artacaktır. Buna mukabil üretici de, daha fazla üretecek, talep olduğu için üretimini devamlı arttıracaktır. Bu iki ana unsur emme- basma tulumba gibi birbirini harekete geçirecek ve ekonomide istenilen denge elde edilecektir.

Emek ve üretimin karşılığını milli parası ile karşılayan devletler, kamu harcamalarını borç para almadan yani borçlanmadan yerine getirebilirler.
Emek ve üretimin karşılığı elde edilen kâr mukabili paranın piyasalara girmemesi halinde para kıtlığı oluşur. Piyasalar durgunlaşır. Bu bağlamda senyoraj, piyasalardaki geliri temin eden bir unsurdur” (Milli Ekonomi Modeli).
Şimdi sıkıntıda olan sektörler sıkıntılarına yüzeysel ve anlık çözümler yerine köklü çözümler peşinde olmalıdır. Köklü çözümler de Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’ndedir.

Uğur Kepekçi–TUNALIM…

Leave a Reply

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

© 2008 TUNALIM | Entries (RSS) and Comments (RSS)

Design by Web4 Sudoku - Powered By Wordpress