Eyl
YOLSUZLUĞUMUZ KÜRESELLEŞTİ
ERDOĞAN’A DENİZ FENERİ ŞOKU
Yapılan bir araştırma, Türk halkının yüzde 78.3’ünün Deniz Feneri e.V’de yolsuzluk yapıldığına, Başbakan’ın da bu dava ile ilişkili olduğuna inandığını ortaya koydu.
Başbakan Erdoğan Deniz Feneri e.V ve yaşanan tartışmalar neticesinde güven kaybına uğradığı açıklandı. Political Researcher Strateji Geliştirme Merkezi’nin Eylül ayı içinde yaptığı “Toplumun Medya–Siyaset İlişkilerine Bakışı ve Yerel Yönetimler Araştırması” AKP hükümetinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a olan güvenin önemli ölçüde azaldığını gösterdi. 16 Büyükşehir Belediyesi ve 23 metropol ilçede yapılan araştırmaya 2 bin 420’si kadın, 2 bin 448’i erkek toplam 4 bin 868 kişi katıldı.
Türk halkı yolsuzluk yapıldığına inanıyor
Ankete göre, Türk halkının yüzde 78.3 gibi büyük bir oranı Deniz Feneri e.V’de yolsuzluk yapıldığı iddialarının doğru olduğuna inanıyor. Yolsuzluk yapıldığına inanmayanların oranı yüzde 10.1 olurken, konu ile ilgili fikri olmayanların oranı yüzde 11.6’yı buldu. Ankette, Almanya’daki Deniz Feneri e.V için öne sürülen yolsuzluk olaylarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da dahil olabileceğine inananların oranı ise yüzde 47.8 olurken, yüzde 34.4’ü ise inanmadığını söyledi. Bu konu ile ilgili fikir beyan etmeyenlerin oranı ise yüzde 17.8 oldu.
Türk halkı yolsuzluğun üzerine gidildiğine inanmıyor
Deniz Feneri yolsuzlukları karşısında AKP hükümetinin konuya bakış açısı sonrasında ise hükümetin yolsuzlukların üzerine gittiğine ilişkin kanı da ortadan kalktı. Ankette, “Adalet ve Kalkınma Partisinin Yolsuzlukların üzerine gittiğine inanıyor musunuz?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 64.9 gibi büyük bir kısmı “hayır inanmıyorum” yanıtını verdi. AKP’nin yolsuzlukların üzerine gittiğine inananların oranı ise yüzde 21.3’te kaldı.
AKP kendi zenginini oluşturuyor
Ankette, AKP’nin kendi zenginlerini yaratma çabası içinde olduğuna inananların oranı ise yüzde 57.5’i bulurken, inanmayanların oranı yüzde 24.8’de kaldı.
Anket ile toplumun iktidar partisinin yolsuzlukların üzerine gitmediğini, kendi zenginlerini yarattığını ve dolayısıyla kendi taraftarlarına imtiyazlar sağladığını düşündüğü açıkça ortaya çıktı.
Almanya’da görülen Deniz Feneri davasıyla pandoranın kutusu açıldı.
Davanın hâkiminin ifadeleri çok ilginçti. Hâkimin ifadesiyle dava Almanya tarihinin en büyük yolsuzluk davasıydı ve -burası oldukça önemli- yolsuzluk Türkiye’den yönetiliyordu.
Hatta sanıklarla ilişkili isimler bir bir ifade edildi ve kimlerin ön planda olduğu belirtildi. Siyasete yakın çevreler…
Hani şu AB ülkelerine gidiş rekoru kırarak Türkiye’yi tanıttıklarını söyleyen siyasilerimiz…
Güzel tanıttılar, yolsuzlukla…
Almanya tarihinin yolsuzluk rekoru kırıldı.
Türkiye’yi tanıtalım derken, var olan imajımız da yerle bir oluverdi.
Sanıkların temyize gitmemeleri ve bütün suçlamaları büyük bir gayretkeşlikle üzerlerine almaları da ayrıca dikkat çekici bir durum.
Tabii bu sınırları aşan yolsuzluk ne ilk ne de son…
Yazarlarımızdan Aziz Karaca Beyin önceki günkü yazısında aktardığı Sayın Bülent Arınç’ın ifadelerine önemine binaen bir daha yer verelim:
“…Sorarım size asla müsrif olmayan ben, 25 yılda 60 milyar biriktirebilirken, geçmişlerini bildiğim bazı arkadaşlarımın milyon dolarlık servetleri beni çok düşündürüyor… Nereden geliyor bu paralar? Biz AKP’yi yoksulluğu ve yolsuzluğu bitireceğiz diye kurmadık mı? Gördüğüm şeylerden hicap duyuyorum.”
Sayın Arınç’ın hicap ettiği arkadaşlarının kimler olduğunu az çok biliyorsunuz.
Yolsuzluğu bitireceğiz, hortumları keseceğiz diye yola çıkanlar yolsuzluğun küresel olanlarını, hortumların ise daha büyüklerini yapmaya başladılar.
Belediye başkanı ya da vekil maaşıyla ne kadar para birikebileceği belliyken gemicikler aldılar, namı değer büyük yatırımlara ve ortaklıklara soyundular, ceplerini milyon dolarla doldurdular.
Şimdi de mızrak çuvala sığmıyor, kürselleşme diye diye yolsuzluğumuzu küreselleştirdik, dünyaya nam saldık.
Dün adaletle nam salıyorduk, bugün yolsuzlukla…
Öyle bir yolsuzluk ki, yakın arkadaşlar bile artık bundan hicap duyuyor.
İşte IMF, AB ve ABD taşeronluğuna soyunmuş olan siyasetin hali.
Madenlerimiz, topraklarımız, şirketlerimiz bir bir yabancılara peşkeş çekilirken, bir taraftan da milletimizin cebine hortumların en büyüğü takılıyor.
Ülkemizin bütün kaynaklarının yabancılara altın tepside sunulması yetmiyormuş gibi, vatandaşın üç beş kuruşuna da göz dikiliyor.
Millet olarak artık ayıkmalıyız.
İcazeti ecnebilerden alarak ülkemizi karanlık bir geleceğe sürükleyenler hiç milletimizi düşünürler mi?
Ülkeyi peşkeş çekiyorlar, senin cebindekini almaktan hiç ar ederler mi?
Milletinden icazet almayan, milli projelere sahip olmayan siyasilerin hangisi gelirse gelsin bundan farklı olmayacaktır.
Milletimiz gerçekten hizmet bekliyorsa, icazeti milletinden alan, milli çözümü olan siyasileri iş başına getirmelidir. İcazeti ehline vermelidir.
M.Çabas–TUNALIM…
